Skip links

DEĞİŞİME KARŞI VERİLEN YANIT: OKULA DÖNÜŞ SENDROMU

“Panta cwrei, oudei menei.”

“Her şey akar, hiçbir şey durmaz.”

(Herakleitos)

Yüzyıllar boyu felsefeciler değişimin önemini ve bu değişimlere karşı canlının verdiği mücadeleyi anlamaya çalışmışlardır. İnsanoğlunun yaşam mücadelesi aslında hayatın getirdiği değişikliklere uyum kapasitesiyle örtüşür. Biz ne kadar o değişimlere ayak uydurabilirsek o kadar varlığımızı sürdürebiliriz. Doğumumuzdan itibaren çok büyük yaşam değişikliklerine adapte olur ve kendimizi dünya üzerinde var etmeye çalışırız. Bu değişiklikler doğum, okula gitme, aileden ayrılma, meslek sahibi olma, evlenme ebeveyn olma, sevdiklerimizin kaybı gibi büyük değişiklikler olabileceği gibi günlük hayatımızda her zaman başımıza gelen aslında pek çok kişi için önemsiz olan ancak hayat mücadelesinde bizim karşımıza çıkan olaylar da olabilir.

Modern hayatın önemli bir parçası olan adaptasyon ve uyum toplumda ki her bireyin var olma mücadelesinde en önemli savunma mekanizması haline geldi. Kentsel yaşamın hızlı değişimi ve dönüşümü aslında evrimsel sürecin yüzyıllardır süregelen tezini de doğrulamış olmakta. “Değişime ayak uyduramayan yok olur” İşte bu yok oluşa karşı ortaya koyulan mücadelenin sonucu olarak, modern insanın kendini var etme çabası kendi modern sendromlarını da ortay çıkardı. İki günlük hafta sonu tatilinin ardından bile rutine alışma korkusuna “Pazartesi Sendromu” adını verdik. Bu değişim ve adaptasyon zorluklarından toplumun en zayıf ve korunmaya muhtaç halkası olan çocuklar da nasibini aldı  “Okula Dönüş Sendromu”

Uzun ama çok uzun bir yaz tatilinin ardından Eylül ayının ilk günlerinde hem aileleri hem de çocuklarımızı tatlı bir telaş sarmaktadır. Ancak bu tatlı telaş yerini  bazı ailelerimizde ve çocuklarımızda  korkulu ve endişeli bir bekleyişe bırakmaktadır. Yaz tatilinin sorumluluktan uzak, kuralların gevşemiş, yatma kalkma saatleri belirsizleşmiş ve olabildiğince özgür ortamı yerine kuralların ve sorumlulukların ön plana çıktığı bir döneme geçiş elbette ki tüm çocuklarımızda biraz kaygı uyandıracaktır. Ancak adaptasyon sorunları yaşayan, geçmişten beri yeniliklere karşı biraz mesafeli olan, kaygı seviyesi yüksek, sosyal anlamda daha içe kapanık olan çocuklarımız da bu süreç maalesef ki daha zorlu olmaktadır. Bu süreçte kaygı seviyesinin artması, mutsuzluk neşesizlik ,isteksizlik, uyku-iştah sorunları, öfke davranışı gibi pek çok psikiyatrik sorun gözlemlenebilir. Bir de buna  okul açılmasıyla birlikte artan giderler, pek çok anne babanın da işe dönmesinin verdiği stres, yaşam koşullarının verdiği zorlu süreç, eklendiğinde eylül ayı bazen pek çok aile için kabusa dönebilir. Bunun Peki Bu durumla ailelerimiz nasıl başa çıkabilir?

Öncelikle ülkemiz de 3 ayı geçen bir süre yaz tatili uygulanmakta ve bu süre maalesef ki hem öğrenme ve akademik süreçleri hem de okula tekrar uyum süreçlerini çok fazla olumsuz etkilemektedir. Bilimsel olarak yıl içine yayılmış daha kısa tatillerin bir kere olan uzun tatillere göre daha etkin bir öğrenme ve akademik ortam yarattığı belirlenmiştir. Gelelim ailelerimizin okula dönüş sorunu ile baş etmede öne çıkan başlıklara;

Rutinleri Koruyun: Uzun Yaz tatilini planlarken mutlaka okul dönemi içinde ki temel kurallara uyumu devam ettirmek gerekir. Özellikle yatma saatleri, yeme düzeni, öz bakım becerileri gibi. Örneğin çocuğunuz okul zamanı yatma saati 21:30 ise yaz tatilinde maksimum 22:00 olsun. Bilgisayar ve tablet gibi ekran maruziyet süreleri de esneklikler olabilmesine karşın mutlaka belli süreleri aşmamalıdır.

Akademik Çalışmaları Yaz Boyu Sürdürün: Yaz boyunca derslerden uzak kalan çocukların ders başlangıcında kaygı duymaları son derece doğaldır. Tabiri caiz se motor çok da soğumamalıdır. O yüzden yine yaz tatilini planlarken okul dersleriyle ve geçmiş sınıfın bilgileriyle ilgili çalışmalar günlük rutine sokulmalı, sınıf düzeyine göre günlük bir iki saat ders tekrarı yapılmalıdır. Çocuklarımız okula ne kadar hazır olur ve bunu hissederler ise kaygıları da o denli azalacaktır.

Okula Hazırlığı Beraber Yapın: Özellikle ev içi düzenlemelerini oda ayarlamalarını beraberce planlayın. Okul alışverişine beraber çıkın özellikle kırtasiye alışverişlerinde çocuğunuzun fikrini alın. Okul döneminde nasıl bir program oluşturmak istediğini ona sorun ve beraberce plan yapın. Planlar yaparken bazen ufak tefek hayal kurmaktan da geri kalmayın.

Okulun İlk Gününü Planlayın: Okulun ilk günü en zor olanı olacak o yüzden önceden o günü planlayın. Yatma ve kalkma saatleri, ne zaman okula gideceği gibi rutinlerin yanında o günün sonunda ufak bir etkinliği de planınıza dahil edin. Ayrıca ilk gün öncesinde mümkünse okulu ziyaret edin öğretmeni ve idarecileri tanımasına tanımıyorsa da tekrar hatırlamasına yardımcı olun. Eğer çocuğunuz bu durumla ilgili aşırı kaygı duyuyorsa ve geçmişte okul fobisi, anksiyete bozukluğu veya akran zorbalığına maruz kaldıysa ilk gün o derste iken okulun yakınlarında olmayı ona teklif edin kabul ederse işinizden izin alıp o gününüzü ona ayırın.

Anlayışlı Olun ve Kaygılarını Anlatması için Cesaretlendirin: Kaygıları ile ilgili onunla konuşun. Konuşma eleştiri niteliği kesinlikle olmasın. Onu anladığınızı ve bu durumla başa çıkabilmek için onun yanında olduğunuzu ifade edin. Kızmak, eleştirmek ve küçük düşürücü ifadeler (bebek misin okuldan korkular mu?gibi) kullanmak onunla aranızı açar ve işlerin daha karmaşık hale gelmesine neden olur. Daha büyük çocuklarınız da bu kaygıları yazmasını ve kaygılar esnasında aklında ki düşüncelere odaklanması istenebilir. Etkili bir yöntemdir.

Kendi Kaygılarınızı Azaltın, Sakin Kalmaya Devam Edin: Okula başlangıç süreci çocuğunuzda olduğu kadar ebeveynlerde de kaygıya yol açacaktır. Bu noktada sosyal destek anlamında ailenizden, eşinizden veya arkadaşlarınızdan yardım alabilirsiniz. Örneğin yıllık izninizin bir kısmını okulun açıldığı hafta kullanabilir veya işinizle ilgili önemli toplantılarınızı okulun ilk haftasına getirmemeye çalışabilirsiniz. Ayrıca okul ve öğretmenle ilgili kafanızda soru işaretleri var ise bunu gidermek adına çocuğunuzdan ayrı okul yetkilileri ve öğretmen ile görüşebilirsiniz.

Uzman Yardımı Almaktan Çekinmeyin: Okul başlangıcı gibi stres faktörleri bazen başka ruhsal sorunları tetikleyebilir. Var olan okula uyum sorunları bir iki hafta devam eder ve çözülmezse uzman yardımı için daha fazla beklemeyin. Çünkü obsesif kompulsif bozukluk, kaygı bozuklukları, majör depresyon gibi pek çok ruhsal hastalık okul uyumu gibi başlayabilir.

Değişime ve yeniliklere karşı her çocuk benzer tepkiler göstermez. Bu uyum kapasitesi çoğu zaman genlerimizde saklı olsa da ailenin verdiği tepkiler ve bebeklikten itibaren yaşadıkları olaylar çocuklarımızın hayata ve değişime bakış açısını önemli oranda etkilemektedir. Burada ailelerimize düşen başlıca görev çocuklarımıza sorun çözme becerilerini geliştirmek, yanında olduğumuz hissini devamlı vermek ve zorluklarla mücadele ruhunu aşılamaktır. Değişim hayatın bir parçası ve bunu engelleyemeyiz önemli olan bu değişikliklere karşı verdiğimiz yanıtlar. Ancak bu şekilde var olabilir  en önemli varlıklarımız olan çocuklarımıza yardım edebiliriz.

Uz.Dr. Melih Nuri KARAKURT

Çocuk ve Genç Psikiyatristi\Psikoterapist